<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yaşam ve Sağlık Rehberiniz &#187; Sağlıklı yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.yasamrehberim.net/kategori/saglikli-yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yasamrehberim.net</link>
	<description>Yaşam ve sağlığa dair herşey</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 Oct 2010 20:53:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Baharatların sağlığımız için faydaları</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/baharatlarin-sagligimiz-icin-faydalari.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/baharatlarin-sagligimiz-icin-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 10:19:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=370</guid>
		<description><![CDATA[Yemek kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline gelen baharatların yemeklerimize tat katmanın yanı sıra, vücudumuz için gerekli olan Omega-3 gibi yağ asitleri de içerdiğini belirten uzmanlar ölçülü olmak kaydıyla baharat tüketme tavsiyesinde bulunuyor.
Omega-3 yağ asitlerinden her gün yeterli miktarda almamanın (günde 250 mg kadar) Amerika’da her yıl 84.000 kişinin ölümünde payı var. Omega-3, Amerika’daki kadın ölüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline gelen baharatların yemeklerimize tat katmanın yanı sıra, vücudumuz için gerekli olan Omega-3 gibi yağ asitleri de içerdiğini belirten uzmanlar ölçülü olmak kaydıyla baharat tüketme tavsiyesinde bulunuyor.<span id="more-370"></span></p>
<p>Omega-3 yağ asitlerinden her gün yeterli miktarda almamanın (günde 250 mg kadar) Amerika’da her yıl 84.000 kişinin ölümünde payı var. Omega-3, Amerika’daki kadın ölüm sebeplerinin başında gelen kalp krizi riskini düşürüyor.</p>
<p>American Dietetic Association sözcülerinden biri olan araştırmacı Bethany Thayer’ın çeşitli baharatlar için söylediklerine kulak verelim:</p>
<p>“Baharatlar pek çok yemeği tatlandırır, ek olarak tuz, yağ ya da şeker kullanılmasına gerek kalmadan lezzet verir. Bu özelliklerinin haricinde sağlığımız için de çeşitli faydaları var.”</p>
<p>Yemek yaparken bu çeşnilerden kullanmayı ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Zencefilin yararları</strong></p>
<p>Eski zamanlardan beri mide bulantısına iyi gelmesiyle ünlü olan bir baharat ama bir yandan da kas ağrıları, kireçlenme ve iltihaplanmaya karşı da etkisi olan bir bitki.</p>
<p><strong>Zencefili n</strong><strong>asıl kullanmalı?</strong></p>
<p>Birkaç adet tatlı patatesi boylamasına ikiye bölün. Kabuksuz olan yerlerini zencefille kaplayın sonra da fırına koyun.</p>
<p><strong>Yenibaharın yararları</strong></p>
<p>Yenibahar, sadece meyvemsi baharat olarak kullanılan bir tür bitkidir. Olgunlaştıktan sonra kurutulup baharat yapılır. Diş ağrılarını hafifletip, kas ağrılarına iyi gelir.</p>
<p><strong>Yenibaharı n</strong><strong>asıl kullanmalı?</strong></p>
<p>Fırında pişirmeye hazırladığınız tavuğu marine ederken ya da pişme esnasında tencerenin veya fırın tepsisinin içine birkaç yenibahar tanesi atabilirsiniz.</p>
<p><strong>Tarçının yararları</strong></p>
<p>Şekerli bir baharat olduğu için, kullandığınız zaman yiyeceklere ekstradan şeker katmanıza gerek kalmadan yemeklerdeki tatlı ihtiyacını giderebilirsiniz. Aynı zamanda kan şekeri seviyenizi kontrol etmenize de yardımcı olur.</p>
<p><strong><strong>Tarçını n</strong>asıl kullanmalı?</strong></p>
<p>Biraz fındık ve cevizi yağı, tuz ve tarçınla birleştirerek10 dakikalığına fırında pişirin. İşte size çok güzel bir aperatif. Fırınlanmış elma ve şeftali gibi meyvelerden yapacağınız salatanın üzerine serperek de kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong>Hindistan cevizinin yararları</strong></p>
<p>Hem tatlı hem de tuzlu yemeklere eşlik edebilecek bir çeşni daha. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmaların sonuçlarına göre Hindistan cevizindeki bileşenler ruh halini düzeltmeye yardımcı oluyor.</p>
<p><strong><strong>Hindistan cevizini n</strong>asıl kullanmalı?</strong></p>
<p>Bir parça yağı eritip içine Hindistan cevizi atın. Sonra da ıspanak ekleyip ateşte biraz çevirin.</p>
<p><strong>Protein zengini tahıllar</strong></p>
<p>Tansiyonunuzu düşürmek mi istiyorsunuz? Soya fasulyesi, fasulye gibi tahıllar tüketmelisiniz. Circulation tarafından yapılan ve 5.000 kişi kapasiteli bir ankete göre tahılların içinde bulunan bir bileşen kan basıncını düşürmeye yardımcı oluyor. Felç ve kalp hastalıkları riskini de düşürüyor.</p>
<p><strong>Yağı azaltın</strong></p>
<p>Ne kadar fazla yağ yerseniz, ölümcül bir kansere yakalanma riskiniz de o kadar artar. Journal ofthe National Cancer Institute tarafından yapılan ve 50.000 kişinin katıldığı bir çalışmaya göre, en çok yağ tüketen kesim (günlük kalorisinin yüzde 40′ını yağdan alanlar) kalp hastalıkları geçirmeye diğerlerine göre (günlük kalorilerinin yüzde 20’si) yüzde 23 daha yatkın.</p>
<p>Yağ tüketiminizi günlük aldığınız kalorinin yüzde 20-35′i arasında tutmanız gerekiyor. 1.800 kalorilik bir diyet yaptığınızı varsayarsak, toplamda 40-70 gr arası bir değere denk geliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/baharatlarin-sagligimiz-icin-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuz tüketimini azaltmak ömrü uzatıyor</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/tuz-tuketimini-azaltmak-omru-uzatiyor.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/tuz-tuketimini-azaltmak-omru-uzatiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 10:09:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=355</guid>
		<description><![CDATA[ABD’de yapılan bir araştırma, günde 3 gram eksik tuz almanın yılda 66 bin kişinin felç, 99 bin kişinin kalp krizi geçirmesini, 92 bin kişinin de ölümünü önleyebileceğini ortaya koydu.
California Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmaya göre tuzu azaltmak, ülkedeki yıllık sağlık harcamalarında 24 milyar dolarlık tasarruf sağlıyor.
Günlük diyette tuzu 3 gram azaltmanın “ulaşılabilir bir hedef” olduğuna işaret [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de yapılan bir araştırma, günde 3 gram eksik tuz almanın yılda 66 bin kişinin felç, 99 bin kişinin kalp krizi geçirmesini, 92 bin kişinin de ölümünü önleyebileceğini ortaya koydu.<span id="more-355"></span></p>
<p>California Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmaya göre tuzu azaltmak, ülkedeki yıllık sağlık harcamalarında 24 milyar dolarlık tasarruf sağlıyor.</p>
<p>Günlük diyette tuzu 3 gram azaltmanın “ulaşılabilir bir hedef” olduğuna işaret eden araştırmacılar, bunun faydalarının, nüfusun yarısının sigarayı bırakmasının faydalarına eşit olduğuna inanıyor.</p>
<p>New England Tıp Dergisinde yayımlanan çalışma, yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarına yol açan tuzun ABD’de gerekli miktarın çok üzerinde kullanıldığını ortaya koyuyor. Miktarın büyük bölümü işlenmiş gıdalardan alınıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/tuz-tuketimini-azaltmak-omru-uzatiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küflenen gıdalardan uzak durun</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/kuflenen-gidalardan-uzak-durun.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/kuflenen-gidalardan-uzak-durun.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 10:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=344</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, küflenen gıda ürünlerinin tüketilmesinin doğru olmadığı uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre, tüm ürüne yayılan ve zamanla vücudun bağışıklık sistemini çökerten küf, iç organlarda ve karaciğerde tahribata yol açıyor.
Evlerde genellikle küflenen gıda ürünlerinin küflü kısımlarını atar, kalan kısımlarını tüketiriz. Halbuki uzmanlar, küfün tüm ürüne yayıldığını ve bunun zamanla vücudun bağışıklık sistemini çökerttiğini, iç organlarda ve karaciğerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-344"></span>Uzmanlar, küflenen gıda ürünlerinin tüketilmesinin doğru olmadığı uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre, tüm ürüne yayılan ve zamanla vücudun bağışıklık sistemini çökerten küf, iç organlarda ve karaciğerde tahribata yol açıyor.</p>
<p>Evlerde genellikle küflenen gıda ürünlerinin küflü kısımlarını atar, kalan kısımlarını tüketiriz. Halbuki uzmanlar, küfün tüm ürüne yayıldığını ve bunun zamanla vücudun bağışıklık sistemini çökerttiğini, iç organlarda ve karaciğerde tahribata yol açtığını söyledi. Çünkü küfün vücut üzerindeki zararı yavaş ama öldürücü oluyor.</p>
<p>Gıdalar hazırlanırken hijyene dikkat edilmemesi, yeterince pişirilmemesi gibi yapılan dikkatsizlikler sonucu besinler vücuda yarardan çok zarar verebiliyor. Küflenen yiyeceğin ziyan olmasın diye atılmayıp sağlam kısmının kullanılmaya devam edilmesinin karaciğer hastalıklarına yol açabileceğine dikkat çekiliyor.</p>
<p>Ev hanımları genellikle salça, ekmek gibi gıdaların küflü kısmını atarak kalan tarafını kullanmayı tercih ediyor. Küfü, ekmek üzerindeki yeşil noktalarla ya da meyvedeki kadife görünümlü beneklerle sınırlı sanabiliriz; ancak küf gıdanın en alt kısmından başlayarak yüzeye doğru gelişir.</p>
<p>Buğday ve ürünleri başta olmak üzere tüm hububat ürünleri, pirinç, fındık, fıstık gibi besinlerde küflenmeyi başlatan mantarlar “aflatoksin” denilen zehri oluşturur. Etkisini hemen göstermeyen aflatoksin, zamanla vücudun bağışıklık sistemini çökerterek, iç organlar ve özellikle de karaciğerde tahribata yol açıyor.</p>
<p>Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Oğuz, küflü buğday, mısır, pirinç ve nohut gibi ürünlerde eğer daha önce küflenerek aflatoksin zehri oluşmuşsa havalandırılsa ve güneşte bekletilse dahi bunun geçmeyeceğini ve besinden arınamayacağını söyledi.</p>
<p>Küflü gıdaların kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini belirten Oğuz, “Küflü bir gıda havalandırılsa ve güneşte bekletilse sadece dış yüzeyindeki ipliksi görünüm yok olur. Ancak içinde oluşan zehir etkisi hâlâ devam eder. Genellikle ev hanımları ziyan olmasın diyerek küflü gıdanın sağlam kısımlarını kullanır. Küflü gıdaların vücut üzerindeki zararı yavaş yavaş, fakat öldürücü olur. İleriki zamanlarda karaciğer büyümesi, siroz, böbrek yetmezliği ve kanserlere neden oluyor. Ayrıca küflü gıdaları ve bunların sağlam kısımlarını yiyen kişiler, bağışıklık sistemi baskılanacağı için enfeksiyonlara daha çabuk yakalanıyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Oğuz, hamilelerde aflatoksinin özellikle gebeliğin ilk üç ayında bebekte sakatlıklara neden olabilecek ölçüde etkiler doğurabileceğini vurguladı.</p>
<p>Küf nedeniyle toksinlerin oluştuğu yemleri yiyen hayvanların özellikle sütü, yumurtası ve eti de insanlara ciddi zararlar veriyor. Oğuz “Hayvanların beslenmesinde özellikle son 10-15 yıldır bu konuda ciddi bir bilinçlenme var ve bu da sevindirici bir durum. Ancak bazen halkımız küflü ekmekleri ve lokanta artıklarını hayvanlarına yem olarak veriyor. Küfün zehri hayvana ve özellikle de sütlerine geçiyor. Bu ürünler sakat doğumlara yol açabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Küfün gözle görülmeyen uzantıları olduğunu ifade eden Diyet ve Beslenme Uzmanı Nilgün Aydın, küflü bir gıdanın tamamen atılması gerektiğinin altını çizdi. Gıda Mühendisi Selçuk Biçer ise küfü kontrol altına almada temizliğin çok önemli olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Gıdaları küflenmeden nasıl koruyabilirsiniz?</strong></p>
<p>Küf bulaşmış gıdadan buzdolabına, bulaşık bezlerine veya diğer temizlik materyaline geçebilir. Buzdolabını ayda bir, 1 çorba kaşığı yemek sodası (sodyum bikarbonat) eklenmiş 1 litre su ile temizleyin. Temiz su ile durulayın. Lastik yüzeyler üzerinde görülen küflerde, 1 litre suya 3 çay kaşığı çamaşır suyu ekleyip küflere uygulayıp fırçalayın.</p>
<p>Bulaşık bezleri, havlular, süngerler ve diğer temizlik malzemeleri temiz olmalıdır. Küf kokusu bu malzemelerin etrafa küf yaydığını göstermektedir. Temizleyemediğiniz veya yıkayamadığınız temizlik malzemesini kullanmayın.</p>
<p>Gıdaları servis ederken muhtemel havadan bulaşma riskine karşı üstünün örtülü olmasına dikkat edin.</p>
<p>Nemli kalması istenen taze kesilmiş sebze ve meyveler, salatalar plastik örtü ile kaplanmalıdır.</p>
<p>Açılan ve çabuk bozulabilen konserve ürünleri saklama kaplarına koyarak hemen buzdolabına kaldırın.</p>
<p>Çabuk bozulabilen gıdaları buzdolabı dışında 2 saatten fazla bulundurmayın.</p>
<p>Artan yemekleri 3-4 gün içinde, küf gelişimine fırsat vermeden tüketin.</p>
<p>Yiyeceklerin servise dek bekletilmesinde bekletme koşulları uygun değilse bakteri üremesi yönünden tehlike söz konusudur. Sıcak yemekler 1-2 saat içinde servis edilecekse üzeri kapalı tutulmalıdır. Soğutulması ya da ertesi gün servis edilmesi gereken yemekler sıcakken buzdolabına konulmamalıdır.</p>
<p>Et, sebze ve unlu, hamurlu yiyecekler ayrı tezgâhlarda, ayrı kesme tahtalarında ve ayrı araç-gereçler kullanılarak hazırlanmalıdır. Böylece çapraz bulaşmayı önleyebilirsiniz.</p>
<p>Salçanın küflenmemesi için üzerine zeytinyağı dökebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/kuflenen-gidalardan-uzak-durun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi besin hangi hastalığa iyi geliyor?</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/hangi-besin-hangi-hastaliga-iyi-geliyor.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/hangi-besin-hangi-hastaliga-iyi-geliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 09:59:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=342</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan araştırmalar, gerek yaz gerekse kış aylarında sofralarımızı süsleyen meyve ve sebzelerin şekillerinin faydalı oldukları organlara benzediğini ortaya çıkardı.
Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Tayar yaptığı açıklamada, doğadaki tüm meyve ve sebzelerin sağlık açısından çok önemli vitamin ve mineraller içerdiğini ve meyve ve sebzelerin şekillerinin faydalı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalar, gerek yaz gerekse kış aylarında sofralarımızı süsleyen meyve ve sebzelerin şekillerinin faydalı oldukları organlara benzediğini ortaya çıkardı.</p>
<p>Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Tayar yaptığı açıklamada, doğadaki tüm meyve ve sebzelerin sağlık açısından çok önemli vitamin ve mineraller içerdiğini ve meyve ve sebzelerin şekillerinin faydalı oldukları organlara benzediğini söyledi.<span id="more-342"></span></p>
<p>Yaz, kış demeden sofraları süsleyen bu ürünlerin şekillerinin en fazla faydalı oldukları organları işaret ettiğini savunan Tayar, dilimlenmiş havucun kesitinin insan gözüne benzediğini, göz bebeğinin havuç gibi çizgilerden oluştuğunu bildirdi.</p>
<p>Göz sağlığı açısından büyük önem sahip havuçla birlikte kivinin de aynı özellikleri taşıdığını belirten Tayar, şöyle konuştu:</p>
<p>“Dilimlenmiş kivi göz bebeğine benzerlik gösterir. Kivi, antioksidanlar (E ve C vitamini) ve carotenoidlerce (beta caroten, lutein) zengindir. Lutein, yaşlılığa bağlı ortaya çıkan görme bozukluklarının önlenmesinde önemli yer tutar.</p>
<p>Ortadan kesilmiş domates dört kompartımanlı görülür. Kalp de kırmızı ve 4 bölümden oluşur. Domates, kalp hastalıklarının önlenmesine yardımcı rol oynayan lycopene içerir.</p>
<p>Nar çekirdekleri, kan hücrelerine benzerlik gösterir. Nar, kalp sağlığı için önemli bir antioksidandır. Zararlı hücrelerin tutulmasına yardımcı olur.</p>
<p>Salkım halinde asılan üzüm de kalp şeklinde görülür. Her üzüm tanesi kalpte bulunan kan hücrelerini gösterir. Üzüm, kan yapıcı olarak bilinen bir gıdadır ve kalbe iyi gelir.</p>
<p>Ceviz şekil olarak beynin loblarına benzer bir özellik gösterir. Ceviz yüksek oranda omega-3 yağları ile birçok vitamin ve mineral içerir. Bunlar, beynin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde yardımcı olurlar.”</p>
<p>Tayar, patlıcan, avakado ve armut ortadan ikiye kesildiğinde, anne rahmine benzer şekil gösterdiğini ifade ederek, bu gıdaların, dengeli tüketilmesi durumunda hormonal dengeyi sağlayacağını ve rahim kanserlinin önlenmesine yardımcı olacağını bildirdi.</p>
<p>İncirin “erbezlerine” benzer bir şekle sahip olduğunu vurgulayan Tayar, “Çinko, folik asit ve diğer minerallerden zengin olan incir, erkeklerde sperm kalitesi ve hareketliliğini artırarak erkeklerde kısırlığın önüne geçtiği belirtiliyor” dedi.</p>
<p>Tayar, zeytin ve kadın yumurtalıklarının da şekil olarak birbirine benzediğini dile getirerek, zeytinin yumurtalıkların sağlığı ve fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynadığını bildirdi.</p>
<p>Soğanın vücut hücrelerine benzerlik gösterdiğini belirten Tayar, şöyle devam etti:</p>
<p>“Soğan, serbest radikalleri nötralize ederek hücrelerin zarar görmesini engelleyen önemli bir antioksidan kaynağıdır. Taneli meyveler ve narenciyeler, meme bezine benzerler.</p>
<p>Narenciyeler, flavonoid ve limonen içerir. Bunlar meme bezlerinde lenf hücrelerinin hareketini düzenler. Brüksel lahanası ve brokoli kanser hücresine benzerlik gösterir. Brüksel lahanası lif, vitamin C, betacarotene (vitamin A) ve azotça zengindir. Bunlar, kanser riskinin önlenmesine yardımcı olurlar. Brokoli de kansere karşı iyi geliyor.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/hangi-besin-hangi-hastaliga-iyi-geliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günlük mutlaka tüketilmesi gereken 5 besin</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/gunluk-mutlaka-tuketilmesi-gereken-5-besin.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/gunluk-mutlaka-tuketilmesi-gereken-5-besin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 17:03:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, günlük beslenme mönüsüne lif, D vitamini, su, kalsiyum ve Omega-3 besinleri de eklenerek, akıl ve kalp sağlığının iyileştirilip, bağışıklık ve iskelet sisteminin de güçlendirilebileceğini belirtiyor.
Dr. Mehmet Öz Show’da günlük ihtiyacınız olan 5 besin açıklandı. İşte her gün mutlaka tüketilmesi gereken beş besin…
Lif
Meyve, sebze ve tam buğdayda mevcut olan lif hazım için gereklidir. Lif, ayrıca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, günlük beslenme mönüsüne lif, D vitamini, su, kalsiyum ve Omega-3 besinleri de eklenerek, akıl ve kalp sağlığının iyileştirilip, bağışıklık ve iskelet sisteminin de güçlendirilebileceğini belirtiyor.</p>
<p>Dr. Mehmet Öz Show’da günlük ihtiyacınız olan 5 besin açıklandı. İşte her gün mutlaka tüketilmesi gereken beş besin…<span id="more-330"></span></p>
<p><strong>Lif</strong></p>
<p>Meyve, sebze ve tam buğdayda mevcut olan lif hazım için gereklidir. Lif, ayrıca diyabet ve kalp hastalığı riskinizi de azaltır. Günlük lif ihtiyacınızı karşılamak için ahududu, frambuaz, yulaf ezmesi, mercimek ve pişmiş enginarı mutlaka yiyin.</p>
<p><strong>Vitamin D</strong></p>
<p>D Vitaminin öneminin farkına değiliz. Belki de doğada D vitamini içeren çok fazla besin olmadığındandır. D Vitamini kemik sağlığınızı iyileştirir ayrıca bağışıklık sisteminize de faydalıdır.</p>
<p>D vitamini almanın en iyi yolu arasında göğüs dekoltesi, sırt ya da bacaklarınıza 15 dakika boyunca güneş banyosu yapmaktır. Yüzünüzü ve ellerinizi yaşlanmaya karşı her zaman korumanız gerektiğini unutmayın. Ve ilk 15 dakikadan sonra tüm vücudunuza UVA ve UVB içeren güneş koruyucusu sürmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Su</strong></p>
<p>Düşünerek ya da beceri gerektirmeden başarılabilecek bir konu. Aslında günde ne kadar su içmeniz gerektiğini söyleyen genel bir formül yok. Günlük su ihtiyacınızın belirlenmesi genel sağlık durumunuz, hareketliliğiniz ve nerede yaşadığınız gibi birçok faktöre bağlı.</p>
<p>Yeterli su içip içmediğinizi gösteren bir rehber sunmak gerekirse; gün boyunca ender susamak ve renksiz ya da hafif sarı 1,5 litreye yakın idrara çıkmak. Ayrıca suya elektronik bir karışım ekleyerek içebilirsiniz.</p>
<p>İçtiğiniz suya yarım çay kaşığı kabartma tozu, tat vermesi içinde 1 çay kaşığı kaktüs özü ve 1 çay kaşığı da deniz tuzu ekleyebilirsiniz. Böylelikle vücudun su kaybetmesini önleyecek ve enerjinizi de arttıracaksınız. Karışımın içerisinde yapay hiçbir madde olmadığı gibi, kilo aldırmaz ve formada kalmanıza yardımcı olur.</p>
<p><strong>Kalsiyum</strong></p>
<p>Birçok kişi iskelet yapısının doğru gelişmesi için kalsiyumun önemini biliyor. Ancak kalsiyum kilo kaybına yardım ettiği gibi, kolon kanseri gibi bazı kanserlerden de sizi korur.</p>
<p>Günlük kalsiyum ihtiyacınızı karşılayacak dozda bir vitamin alın ya da kalsiyumdan zengin süt, fasulye, kuru kayısı gibi besinler tüketin. Kalsiyumu D Vitamini ile birlikte aldığınız zaman daha doğru kullanılmış olacaksınız.</p>
<p><strong>Omega-3</strong></p>
<p>Beyin ve kalp sağlığı için çok gerekli olan Omega-3, ayrıca vücudun kanserle savaşmasına da yardımcı olur. Omega-3 yağlarının kaynağı balık yağı, bazı bitki ve fındık yağında mevcuttur. Omega-3 yağ asitleri kalp krizi ve felç riskini azaltmakta ve tansiyonu düşürmekte güçlü rol oynar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/gunluk-mutlaka-tuketilmesi-gereken-5-besin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel dişler için C ve D vitamini</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/guzel-disler-icin-c-ve-d-vitamini.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/guzel-disler-icin-c-ve-d-vitamini.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 16:57:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[Dişlerinizin daha sağlıklı olmasını ve daha güzel görünmelerini istiyorsanız, C ve D vitaminlerini hayatınızdan eksik etmemeniz gerekiyor.
Bakın uzmanlar bu konuda ne öneriyor: C vitamini; sağlıklı kemik, diş eti ve dişlerin oluşmasında önemli olduğu kadar, dokuların enfeksiyona direnç göstermelerini de sağlar.
Eksikliğinde diş etlerinde kanama, diş eti hastalıklarında artış ve diş çürükleri meydana gelir. Başta çiğ lahana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dişlerinizin daha sağlıklı olmasını ve daha güzel görünmelerini istiyorsanız, C ve D vitaminlerini hayatınızdan eksik etmemeniz gerekiyor.</p>
<p>Bakın uzmanlar bu konuda ne öneriyor: C vitamini; sağlıklı kemik, diş eti ve dişlerin oluşmasında önemli olduğu kadar, dokuların enfeksiyona direnç göstermelerini de sağlar.<span id="more-320"></span></p>
<p>Eksikliğinde diş etlerinde kanama, diş eti hastalıklarında artış ve diş çürükleri meydana gelir. Başta çiğ lahana olmak üzere havuç, turunçgiller, marul, kereviz, soğan ve domates C vitamini açısından zengindir.</p>
<p>D vitamini ise kemik ve dişlerin oluşup şekillenmesinde vazgeçilmez bir vitamindir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/guzel-disler-icin-c-ve-d-vitamini.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aile planlaması</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/aile-planlamasi.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/aile-planlamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 15:01:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[Toplumların eğitim düzeyi yükseldikçe, doğurma oranı azalmaktadır. Bu, doğum kontrolu ve kürtaj uygulamalarının bir sonucudur. Günümüzde, kadınlar eskisine göre ilk adetlerini daha erken yaşta görmekte ve cinsel ilişkiye daha erken başlamaktadır. Doğum oranı azaldığı için, (kesin bir korunma yöntemi olmamakla birlikte) emzirme doğum kontroluyla ilgili önemli bir etki de göstermemektedir.
Bu nedenle, herhangi bir doğum kontrol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.yasamrehberim.net/wp-content/uploads/2010/03/www_resimcity_com_aile_resimleri_2-150x150.jpg" alt="" />Toplumların eğitim düzeyi yükseldikçe, doğurma oranı azalmaktadır. Bu, doğum kontrolu ve kürtaj uygulamalarının bir sonucudur. Günümüzde, kadınlar eskisine göre ilk adetlerini daha erken yaşta görmekte ve cinsel ilişkiye daha erken başlamaktadır. Doğum oranı azaldığı için, (kesin bir korunma yöntemi olmamakla birlikte) emzirme doğum kontroluyla ilgili önemli bir etki de göstermemektedir.<span id="more-166"></span></p>
<p>Bu nedenle, herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanılmadığı takdirde, çocuk sayısını sınırlandırmak bugün daha da zordur. Yaygın olarak kullanılan doğum kontrol yöntemlerini şu şekilde sıralayabiliriz:</p>
<p>1. Doğum kontrol hapları<br />
2. Uzun etkili doğum kontrol yöntemleri (enjeksiyon,implant vs)<br />
3. Spiral<br />
4. Bariyer yöntemleri (diafram, spermisid, prezervatif vs)<br />
5. Doğal yöntemler (takvim ve çekilme yöntemleri)<br />
6. Cerrahi sterilizasyon (kısırlaştırma)</p>
<p>Ülkemizde bunlardan hangisinin ne oranda kullanıldığı hakkında yeterince bilgi sahibi değiliz. Ancak gelişmiş ülkelerde, en çok kullanılan yöntem doğum kontrol haplarıdır; özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklar nedeniyle, son yıllarda prezervatif kullanımı da artmıştır. Daha çok kadınlarda olmak üzere, her iki cins için de cerrahi kısırlaştırma yöntemi kullanımında dikkat çekici bir artış gözlenmektedir.</p>
<p>Aile planlaması yöntemlerini şu şekilde de sınıflandırabiliriz:<br />
1. Dönüşümsüz yöntemler: Sonradan hiç çocuk istemeyen çiftler için cerrahi kısırlaştırma yöntemi idealdir. Bunun tekrardan düzeltilmesi mümkündür ama, düşük bir olasılıktır. Yan etkilerinin çok az olması ve nispeten basit bir yöntem olması nedeni ile tercih edilir. Erkek kısırlaştırması, lokal anestezialtında 10-15 dakika süren bir işlemdir. Kadın kısırlaştırma işlemi ise, genelanestezi altında laparoskopik yöntemle 15 dakikada yapılan ve hastanın aynı gün evine gönderildiği, basit bir cerrahi girişimdir. Açık ameliyat (minilaparoto-mi) ile yapılırsa hasta birkaç gün hastanede kalabilir. Başarısızlık oranları, erkek sterilizasyonunda % 0.1-0.15, kadın sterilizasyonunda ise % 0.2 civarın-dadır. Yapılan çalışmalar, cerrahi yöntemlerle kısırlaştırılan kadınlarda yu-murtalık kanseri görülme sıklığının azaldığını ortaya koymuştur. Kısırlaştırma işleminin, cinsellik üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olmadığı gösterilmiş-tir. Adet kanamaları üzerindeki etki ise, kesin değildir. Çoğu yayında adet kanamalarında değişiklik olmadığı bildirilmektedir ama, bazan kanamada artış görülmektedir.</p>
<p>2. Dönüşümlü yöntemler: Daha sonra çocuk isteyen çiftlerde uygulanır. Hastanıntercihine, kullanıma engel oluşturan bir hastalığının olup olmamasına ve entellektüel durumuna göre farklı yöntemler seçilebilir. Başarısızlık oranları, bazı yöntemler için hastanın uygulamadaki başarısına göre değişir. Takvim yöntemi % 9-25, çekilme yöntemi % 4-19, kombine doğum kontrol hapları % 0.1-3, yalnızca progesteron içeren haplar % 0.5-3, spiral % 0.1-2, cilt altı implantları % 0.05, depo enjeksiyonlar % 0.3, spermisidler % 6-26, servikal kep %9-40, diafram+sper-misidler % 6-20 ve prezervatif % 3-14 başarısızlık riski taşır. Doğum kontrolunun yetersiz uygulanması, kürtaj oranlarında artışa yol açar.Bu, hem halk sağlığı hem de ekonomik açıdan çok daha fazla maliyet getirir.Ayrıca, giderek yaygınlaşan cinsel yolla bulaşan hastalıklar da gözönüne alınarak hastaların bilinçlendirilmesi ve özellikle birden fazla partneri olan kişiler için prezervatif kullanımının özendirilmesi gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/aile-planlamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirme konusunda bilinmesi gerekenler</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/emzirme-konusunda-bilinmesi-gerekenler.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/emzirme-konusunda-bilinmesi-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 15:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[
Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF bebeklerin yaşamının ilk 4 ayında, mümkünse 6 ayında, su dahi almaksızın anne sütü ile beslenmesini önermektedir. Bebeğin tüm biyolojik gereksinimleri için en iyi ve eksiksiz besin anne sütüdür. Bebeğin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan korunmasını sağlar.
Emzirme bebeğinizle sizin aranızda sağladığı yakın temas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olur. Bebeğiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.yasamrehberim.net/wp-content/uploads/2010/03/emzirme-150x150.jpg" alt="" /></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF bebeklerin yaşamının ilk 4 ayında, mümkünse 6 ayında, su dahi almaksızın anne sütü ile beslenmesini önermektedir. Bebeğin tüm biyolojik gereksinimleri için en iyi ve eksiksiz besin anne sütüdür. Bebeğin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan korunmasını sağlar.<span id="more-164"></span></p>
<p>Emzirme bebeğinizle sizin aranızda sağladığı yakın temas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olur. Bebeğiniz doğduktan sonra ilk yarım saat içinde sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden mutlaka emzirmelisiniz. İlk 48 saat içinde sık emzirmek sütün yeterliliği açısından önem taşır. Çünkü sık emmeye bağlı olarak süt salgısında artış olacaktır. Bu nedenle sütünüz henüz gelmemiş bile olsa sık emzirmeye devam ediniz.</p>
<p>Kolostrum adı verilen ilk süt protein bakımından oldukça zengindir ve içinde bebeği bulaşıcı hastalıklardan koruyacak bol miktarda antikor taşımaktadır. Kıvamı koyu ve sarımsı bir rengi olan kolostrum sonraki birkaç gün içinde normal anne sütüne dönüşecektir.</p>
<p>Kolostrum sıvısı hamileliğinizin yedinci ayından sonra sağılabilir. Bu aylarda duş altında memenin ayla kısmına (meme başı etrafında bulunan koyu renkli kısım)baş ve işaret parmaklarıyla yapılacak kısa masajlar süt kanallarının açılmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi yıkayın. Yeni kaynatılmış ılık suya batırdığınız pamukla meme başlarınızı silin. Bebeğinizi mümkün olduğu kadar dik bir pozisyonda kucağınıza alın. Meme başınızı bebeğin yanağına değdirerek onun içgüdüsel olarak memenize yönelmesini sağlayın. Bebeğinizin meme başını çevresindeki koyu renkli kısımla (ayla) birlikte ağzına almasını sağlayın. Böylece bebek bu kısma dudaklarıyla bastırdıkça meme başından süt gelir. Sadece meme ucunu emerse yeterli süt alamayacaktır.</p>
<p>Gaz sancılarını engellemek için hava yutmasını en aza indirmek gerekir. Bunun için emzirirken bebeğinizi mümkün olduğu kadar yere dik tutmaya çalışın. Gazını çıkarmak için başını omzunuza dayayıp yine dik bir pozisyonda sırtına hafif hafif vurmanız yeterli olacaktır. Bebeğiniz yuttuğu hava ile birlikte bir kısım sütü geri çıkartabilir. Bu nedenle omzunuza önceden temiz bir peçete ya da mendil koymalısınız. Bu işlem 15-20 dakika sürmelidir.</p>
<p>Anne sütü ile beslenen sağlıklı bir bebeğe ilk üç ayda ayrıca su vermeye gerek yoktur. Ancak kemik ve diş gelişimi için beslenmeye D vitamini eklenmelidir.</p>
<p>Bebeğinizi yan yatırmaya özen gösterin. Bu bebeğinizin çıkaracağı süt veya tükürük salgısının nefes borusuna kaçmasını engelleyecektir.</p>
<p>Bebeğinizi her ağlayışında ve istediğinde emzirmelisiniz. Bu bebeğinizin hem beslenmesini hem de psikolojik olarak doyuma ulaşmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Süt üretiminin uyarılabilmesi için özellikle başlangıçta bebeğinizin her öğünde her iki</p>
<p>memeden de emmesi gerekir. Bir sonraki emzirme öğününde son emzirmede bıraktığınız meme ile başlayın. İlk günlerde emzirme süresi her göğüs için 3-5 dakika olabilir. Bebeğin emme gücünün artmasıyla birlikte bu süre 10-15 dakikaya uzayacaktır.15 dakika bir göğüs, 15 dakika diğer göğüs şeklinde 30 dakikalık bir emzirme yeterli beslenmeyi sağlar.</p>
<p>Bebeğiniz emzirme sırasında genellikle uyuya kalır. Göğüs değiştirme sırasında hafif uyarılarla uyandırılarak diğer göğsü de emmesi sağlanabilir.</p>
<p>Göğüs temizliği ve bakımı için kaynatılmış ılık suyla ıslatılmış pamukla silmek yeterli olacaktır. Emzirmeden sonra meme başlarınızı dikkatle kurulayın ve sutyeninizin içine temiz bir bez ya da göğüs pedi koyarak kuru kalmalarını sağlayın. Sızan sütle nemlenir nemlenmez bezi değiştirin. Emzirmenin sonunda göğüs ucu sıkılarak çıkan sütün meme başı veya etrafına sürülerek bırakılması göğsün yumuşak kalmasına yardımcı olur.</p>
<p>Hamilelik döneminde olduğu gibi emzirme döneminde de doktorunuza danışmadan ilaç kullanmamaya özen gösterin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/emzirme-konusunda-bilinmesi-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeşil sokaklar çocukta astımı engelliyor</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/yesil-sokaklar-cocukta-astimi-engelliyor.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/yesil-sokaklar-cocukta-astimi-engelliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 14:46:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[Ağaçlı sokakların, çocuklarda astım oranlarını düşürdüğü gözlendi. ABD’nin Columbia Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yaşları dört ve 5 olan çocuklardaki astım oranları, her kilometre kareye 343 adet fazladan ağaç düştüğünde yüzde 25 azalıyor.
Araştırmacılar, astım oranlarındaki düşüşe, ağaçların havanın kalitesine olumlu etkisinin neden olabileceğini belirtiyor. Ancak, sokaktaki ağaç sayısının, hastanede tedavi gerektirecek kadar ciddi astım hastası olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağaçlı sokakların, çocuklarda astım oranlarını düşürdüğü gözlendi. ABD’nin Columbia Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yaşları dört ve 5 olan çocuklardaki astım oranları, her kilometre kareye 343 adet fazladan ağaç düştüğünde yüzde 25 azalıyor.<br />
Araştırmacılar, astım oranlarındaki düşüşe, ağaçların havanın kalitesine olumlu etkisinin neden olabileceğini belirtiyor. Ancak,<span id="more-143"></span> sokaktaki ağaç sayısının, hastanede tedavi gerektirecek kadar ciddi astım hastası olan çocuklarda etkisinin olmadığı da belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/yesil-sokaklar-cocukta-astimi-engelliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk algınlığında hemen ilaca sarılmayın</title>
		<link>http://www.yasamrehberim.net/soguk-alginliginda-hemen-ilaca-sarilmayin.html</link>
		<comments>http://www.yasamrehberim.net/soguk-alginliginda-hemen-ilaca-sarilmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 14:45:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamrehberim.net/?p=141</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Antalya Tabip Odası Merkez Delegasyonu Üyesi Dr. Fuat Altay, soğuk algınlığı ilaçlarının, içerdikleri etken maddeler nedeniyle, ABD ve İngiltere’de iki yaşın altındaki çocuklarda kullanımının yasak olduğunu belirtti.
Dr. Fuat Altay, soğuk algınlığı ilaçlarının kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Altay, soğuk algınlığı ilaçları yerine tavuk suyuna çorba ve bol sıvı alınmasını önerdi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Antalya Tabip Odası Merkez Delegasyonu Üyesi Dr. Fuat Altay, soğuk algınlığı ilaçlarının, içerdikleri etken maddeler nedeniyle, ABD ve İngiltere’de iki yaşın altındaki çocuklarda kullanımının yasak olduğunu belirtti.<span id="more-141"></span></p>
<p>Dr. Fuat Altay, soğuk algınlığı ilaçlarının kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Altay, soğuk algınlığı ilaçları yerine tavuk suyuna çorba ve bol sıvı alınmasını önerdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamrehberim.net/soguk-alginliginda-hemen-ilaca-sarilmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

