30 Ekim 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık
Güneş gözlüğünüz gözünüzü koruyor mu?
22 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Göz Sağlığı
Uzmanlar, ideal güneş gözlüğünün gözü zararlı ışınlardan yüzde 100 koruması gerektiğini söylüyor Uzmanlar, ideal güneş gözlüğünün gözü zararlı ışınlardan yüzde 100 koruması gerektiğini söylüyor.
Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için ideal güneş gözlüğünün yüzde 100 UV koruma faktörlü olması gerekiyor. Uzmanlar; açık tenli ve açık renk gözlü kişilerle, açık ve güneşli ortamlarda çalışanların, güneşe karşı daha çok risk altında olduklarını dile getiriyor.
Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesinden Yrd. Doç. Dr. Muhsin Altunsoy, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerini anlattı…
Kanlanma oluşabilir
- Gözün dış şeffaf bölümü olan kornea ve gözün merceği olan lens gibi, gözün şeffaf ortamlarından ultraviyole geçer.
- UV-B ve UV-C korneada kurumaya bağlı kornea enfeksiyonu yapabilir. Batma, kaşıntı, yanma ve kanlanma görülür.
- Konjuktiva dediğimiz saydam tabakada uzun süreli UVye maruz kalma sonucunda, kalınlaşmalar görülür. Bu oluşumlar gözün beyaz zarında sarımsı, kanlanmış nokta veya lekeler olarak kendini gösterir.
Hasar kalıcı olabilir
- Birçok klinik gözleme göre; uzun süreli güneş ışınlarına maruz kalmanın katarakt oluşumuna etkisi var. Katarakt oluşumunun Ekvatoryal bölgelerde ve güneş ışınları ile uzun süre temasta olan kişilerde, ılıman bölgelerde yaşayanlara oranla daha yoğun görüldüğü öne sürülüyor.
- Güneşe direkt bakıldığında, solar körlük dediğimiz hasar oluşur. Bu hasarların bazıları geçici, bir kısmı da kalıcıdır.
- UV ışınlarından korunmak için takılan güneş gözlüğü yüzde 100 UV koruma faktörlü olmalıdır. Özellikle de açık tenli ve açık renk gözlü kişilerle, açık ve güneşli ortamlarda çalışanlar bu ışınlara daha çok dikkat etmeli.
Bilgisayara bakma sendromu yayılıyor
22 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Göz Sağlığı
En yaygın meslek hastalıklarından olan bilgisayara bakma sendromu her geçen gün yayılıyor. Uzmanlar; gözlerde ağrı, yorgunluk, kızarıklık ve bulanık görme gibi belirtileri olan bu hastalığın; bilgisayar kullanıcıları arasındaki yaygınlık oranının yüzde 88 olduğunu söylüyor.
İş dışında da internet, vb. amaçlı bilgisayar kullanımımız arttı. Bu da bizi bir salgınla karşı karşıya bıraktı. Bilgisayar kullanıcılarının %85-90’ında görülen bu göz rahatsızlığına “Bilgisayara Bakma Sendromu” veya İngilizce adıyla “Computer Vision Syndrome” deniyor.
Bilgisayara bakma sendromunun belirtileri
Gözlerde ağrı, yorgunluk, rahatsızlık, kızarıklık, bulanık görme, çift görme. Bu sendromun gözlerle ilgili olmayan diğer belirtileri ise baş-boyun-omuz ve sırt ağrıları
Bilgisayara bakma sendromunun nedenleri?
Bilgisayara bakma sendromunun en önemli nedeni göz kuruması. Ekrana dikkatli bir şekilde bakarken gözlerimizi daha seyrek kırpıyoruz. Gözyaşını dağıtan kırpma hareketi azaldığında, göz yüzeyi kurumaya başlıyor.
Aynı durum kâğıttan bir yazı okurken de geçerli ama bilgisayarın getirdiği ek bir olumsuzluk daha var. O da, göz yüzeyindeki buharlaşma alanının artması.
Kâğıttan bir yazı okurken genellikle aşağı doğru bakarız. Göz kapaklarımız, göz yüzeyinin önemli bir bölümünü kapar ve gözyaşının buharlaşmasını engeller. Ekrandan bir yazı okurken ise genellikle ileri doğru bakarız. Bu da göz kapakları arasındaki aralığı genişletir. Böylece gözyaşı daha geniş bir alandan buharlaşır.
Bilgisayarla çalışma sonrasında gözlerde kuruluk ve buna bağlı yanma ile ağırlık hissi olur. Bilgisayar kullanıcısında, göz yüzeyindeki kuruluğu telafi etmek üzere refleks bir göz yaşarması da meydana gelebilir.
Gözlerinizi 10 dakika arayla dinlendirin
22 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Göz Sağlığı
Uzmanlar, bilgisayar karşısında çalıştığı için gün boyunca ekrana kilitlenen gözlerde oluşan yorgunluk için gün içinde gözlerinizi 10 dakika arayla dinlendirmemizi tavsiye ediyor.
Florence Nightingale Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Yard. Doç. Dr. Özgür Artunay, bilgisayara bağlı göz yorgunluğuna azaltmak için şu önerilerde bulunuyor…
- Gözlerinizi mümkün olduğu kadar kırpın. Sigara dumanından uzak durun. Direkt kuru hava gözü rahatsız ettiğinden klimadan uzak durun.
- Ekranınızın renk ve parlaklık ayarını ayarlayın ve öyle kullanın. Bilgisayarın monitör ayarında parlaklık düşürülerek göze gelen ışımayı azaltın ve göz yorgunluğunun önüne geçin.
- Bilgisayar kullanırken gözlerin kurumasını ve çabuk yorulmasını önlemek için, göz kırpma sayısını bilinçli olarak arttırın.
- Monitörü göz hizasının 10- 15 derece altına olacak şekilde yerleştirin. Bunun ayarı monitörün üst kenarının göz seviyesinin biraz altında kalmasını sağlayarak yapılabilir.
- Ayrıca 10-20 dakikalık aralar verip uzağa bakın.
- Oturuş pozisyonunuzu ayarlayın ve dik oturun.
- Ekranın zemin renginin açık renk seçin. Çünkü koyu renkli zemin etraftaki açık renkli objelerle (beyaz kağıt, açık renk mobilya) kontrast yapacak ve gözünüzü yoracaktır.
- Belirli aralıklarla ekrandan farklı yere bakarak göz kırpma refleksini normale döndürün.
- Lenslerinizi mümkün olduğu kadar az kullanın ve bakımını iyi yapın. Eğer kuruma varsa yapay göz yaşı kullanın.
- Yaşadığınız ve çalıştığınız ortamlarda havalandırma ve ışığın durumuna dikkat edin. Az ışığın gözü yorduğu gibi yoğun ışık ve kuru havanın da yorgunluk oluşturduğunu unutmayın.
- Kirpik diplerinizde biriken artıkları düzenli sıcak su ile temizleyin. Bu gözyaşınızın da daha sağlıklı olmasını da sağlar.
- Kuru göz hastalığınız varsa bunun için sürekli yapay göz yaşı kullanın.
- Odada aydınlatmada kullanılan ışık kaynağı ne kadar parlak ve size direkt geliyorsa problem o kadar artacaktır. Arkanızdan ve omuz hizanızdan çapraz olarak gelen bir ışık kaynağı kullanın.
- Gözlerde kuruma yaratacak uzun süre bilgisayarla çalışmak, okumak, araba kullanmak, televizyon seyretmek gibi işleri dinlenerek yapın. Televizyon en az 3 metre uzakta olmalı. Okurken ve bilgisayar karşısında 10-20 dakikada bir gözü dinlendirip uzaklara bakın.
Gözler için tehlike sinyalleri
22 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Göz Sağlığı
Hayatınızın ilk yarısında görmenizi ciddi olarak tehdit eden hemen tüm hastalıklar tehlike sinyalinin biri veya birkaçı ile kendini ele verir. Kanser tehlike sinyalini bilmeniz gerektiği gibi göz sağlığınız için aşağıda vereceğimiz gözler için 7 tehlike belirtisini de bilmelisiniz.
Sürekli kırmızılık
Kızarıklık ciddi veya önemsiz bir göz problemine bağlı olabilir. Nasıl ayırt edilebilir? Genellikle ciddi bir hastalıkta diğer belirtiler de mevcuttur. Ancak, başka bir semptom yoksa bile olağandışı bir kızarıklık devam ediyorsa doktorunuz tarafından görülmelidir.
Devam eden ağrı veya gözde veya çevresinde rahatsızlık hissi
Sağlıklı bir göz ağrı yapmaz. Hepimizde vücudumuzun orasında burasında hafif ve gelip geçici ağrılarımız olur. Göz de buna dâhildir, belki yorulduğumuz zaman. Ancak sürekli ağrı normal değildir. Özellikle göz kızarıksa veya diğer tehlike sinyalleri de varsa.
Görme bozukluğu
Göz görmek içindir ve en önemli tehlike sinyallerinden biri görme problemidir. Görme bozukluğu birçok şekilde olabilir. Örneğin yakın veya uzakta detaylar bulanıklaşabilir. Böyle bulanıklaşma sıklıkla basit bir gözlük gereksinimidir. Ciddi değildir ve tabii körlüğe neden olmaz. Ancak bulanık görme diyabete, hipertansiyona, zehirlenmeye ve daha birçok ciddi probleme bağlı olabilir.
Periferik görme kaybı gözde veya beyinde önemli bir hastalığa bağlı özellikle kötü bir sinyaldir. Bildiğiniz gibi normalde yalnızca düz kaşınızı değil, iki tarafınızı da görürsünüz. Aynı anda görebildiğiniz bütün bu alana görme alanı denir. Şayet bu alanın bir kısmı görülüyorsa nedeni hemen her zaman retina, optik sinir veya beyin hastalığıdır.
Çift görme diğer bir kötü semptomdur. Her şeyi iki tane görmek gözlerin düzgün pozisyonda olmadığını ifade eder. Genellikle beyin tarafından gözlerin kontrol edilmesinde bir probleme bağlıdır. Sarhoşken olduğu gibi geçici olabilir. Persistan çift görme kötü bir belirtidir.
Bazen bir gözün önünde aniden uçuşan noktalar belirir. Parlak, beyaz bir yüzeye veya gökyüzüne baktığınızda gördüğünüz birkaç çizgi veya noktayı kastetmiyorum. Küçük sinekler gibi önünüzde dans eden yüz veya bin noktayı kastediyorum. Bu noktalar, gözün gerisindeki jel olan vitre sıvısı içine dağılmış hücrelerdir. Bu hücreler, kanamaya bağlı kırmızı kan hücreleri veya enfeksiyona bağlı beyaz kan hücreleri olabilir. Ne kanama ne de enfeksiyon göz içinde istenen bir şey değildir.
Şaşı gözler
Çocuklukta veya erişkinde sonradan bir gözün içine veya dışına dönmesi beyinde gözlerin kontrolünün kaybolduğunu gösterir. Bu durum göz görmediği için ve beyne hangi doğrultuya baktığını anlatamadığı için gelişebilir. Veya beyin kontrol sistemlerinin kendisi bozulmuş olabilir.
Büyüyen kitleler
Göz üzerinde veya kapaklar üzerinde şişlikler ve kitleler kanser, enfeksiyon veya görmeyi bozan diğer anormal durumlara bağlı gelişebilir. Birçok küçük et beni ve siyah benler kapaklar üzerinde zararsızca gelişebilir.
Kastedilen bu küçük problemler değil, gittikçe büyüyen anormal kitlelerdir. Spontane olarak kanayanlar genellikle kötü huyludur. Kanserlerin ağrı yapması gerekmez.
Sürekli kabuklanma ve sekresyon
Gözün yüzeysel enfeksiyonları irritasyona neden olarak gözden veya kapak kenarlarından yapışkan, iltihabi akıntıya yol açar. Bu akıntı, kirpik diplerinde ve köşelerde kuruyunca sert kabuklar oluşur. Göz yüzeyi enfeksiyona dirençlidir.
Ancak, ince yüzeysel hücre tabakası sıyrıldı ise örneğin, katarakt lens takarken veya sertçe gözler ovuşturulduğunda, yüzeysel mikroplar hassas derin dokulara girebilir ve hızla çoğalır.
O nedenle enfekte bir göz sağlıklı bir göze zarar vermeyen önemsiz sıyrıklardan bile zarar görebilir. Bu tip enfeksiyonların uygun antibiotik kullanımı ile temizlenmesi gerekir.
Pupilla değişiklikleri
Normalde, pupillalar (irisin merkezindeki siyahlık) yuvarlak veya iki gözde eşit büyüklüktedir. Pupilla büyüklüğü göz içine giren ışık miktarını ayarlar ve beyin tarafından kontrol edilir. Muayenenin önemli bölümlerinden biri pupilla muayenesidir. Çünkü bu, beyinle normal veya bozuk sinir bağlantılarının sonucunu gözlemenin en kolay şeklidir.
Ayrıca gözün kendisinin ciddi hastalıkları da pupilla değişikliğine yol açar. O nedenle düzensiz bir pupilla veya iki göz arasında büyüklük farkı önemli bir tehlike sinyali olabilir
Göz yaralanmalarında ilk yardım yöntemleri
22 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Göz Sağlığı
Bir kaza olduğunda kütüphaneye gidip ilk yardım olarak ne yapılması gerektiğine bakamazsınız. Daha önceden bilmeniz gerekir. Ciddi yaralanmalarda doğru ilk yardım sıklıkla körlüğü önler. Yanlış ilk yardım körlüğe neden olur. rh7qc8avbd
Yaygın olarak görülen göz yaralanmaları 6 tiptir. Her biri için özel olarak ilk yardım girişimi gerekir.
Kimyasal göz yanıkları
Şayet kuvvetli bir kimyasal madde (örneğin pil asiti, kezzap, laboratuar veya endüstriyel eriticiler, zehirler, kireç tozu) gözün saydam kısmına (kornea) atılırsa korneanın normal saydamlığı hızla bozulur. Dakikalar içinde (madde çok güçlü ise saniyeler içinde) korneanın hassas hücreleri gerçekten yanar. Vücudun bir yerinde kötü bir yaralanma olduğunda skar dokusu bırakarak iyileşme olur. Derin bir kesi veya yanıktan sonra ciltte oluşan bir skarı bilirsiniz. Böyle bir skarın korneada oluştuğunu düşünürseniz gözü nasıl kör edebileceğini anlarsınız.
Kimyasal bir yanık için ne yaparsınız? Hemen ilk yardım, gelecekte yapılabilecek herhangi bir tedaviden çok daha önemlidir. Şimdi gözü yıkayarak kimyasal maddeyi uzaklaştırmalısınız. Hiç bir şey için beklemeyin. Gözü hemen yıkayın. Bunu yapmazsanız birkaç dakika içinde gözde kalıcı körlük gelişecektir.
Gözü normal su ile yıkayın. Antidot aramayın. Hastanın yüzünü yukarı çevirin ve gözüne suyu dökün. Doğal olarak bu hastanın hoşuna gitmez ve yanığın yaptığı ağrı ve soğuk suyun irritasyonu nedeniyle gözlerini sıkarak kapatır. Göz kapaklarını tutarak açmanız gerekir. Göz veya gözkapaklarına bastırmayın. Kaşlarına veya yanağına bastırın. Hastaya yıkamanın önemini anlatın. Hastayı kovalarca su dökerek boğmanız gerekmez, nazik bir akıntı halinde yıkamanız yeterlidir.
Kuvvetli bir alkali söz konusu ise gözü en az 15 dakika yıkamalısınız. Önemsiz yanıklarda o kadar uzun süre yıkamanız gerekmez. Ancak, gerçekten kötü bir maddeyi gözden uzaklaştırmak için birkaç dakika yeterli değildir.
Farz edin ki hiç su bulamadınız. İrritan olmayan herhangi bir başka sıvıyı da kullanabilirsiniz. İrritasyon olmadan içebiliyorsanız gözü de o sıvıyla acil durumda yıkayabilirsiniz. Süt, alkolsüz içkiler, portakal suyu, çikolata sütü bu tip herhangi bir şey işe yarar.
Kimyasal maddenin antidotunu aramayın. Örneğin alkali yanığında sirkenin, asit yanığında sodanın iyi geleceğini düşünebilirsiniz. Antidot aramak için geçirilen zaman gözün tahrip olmasına yol açar. Ayrıca antidotun kendisi de göze zarar verebilir.
15 dakikalık yıkama işini bitirmeden doktora gitmeyin. Daha sonra hemen doktora gidin çünkü yıkamadan önceki ilk birkaç saniye içinde gözün yüzeyi yanmış olabilir. Yüzey iyileşinceye kadar infeksiyon önlenmesi için antibiyotikler önemlidir.
Göz delinmeleri
Şayet kırık cam parçası, sivri bir tel, diken veya uçan bir metal parçası göze girdiğinde en korkunç olay olur. Giriş deliği çok küçük bile olsa göz içine mikrop taşıyarak apse oluşumuna ve körlüğe yol açar. Daha büyük bir yara ağzı gözün hassas yarı sıvı yapılarının dışarı kaçmasına neden olur. Böyle bir göze basınç uygulanması göz içeriğinin daha kolay dışarı fırlamasına yol açarak felaketle sonuçlanır.
Tabii bir gözde böyle bir kesi meydana gelirse kanama olur veya kesi yerinden sıvı dışarı çıkar. Yaralanan bir insanın yanağından kan veya sıvı sızarsa ne olur? Doğal olarak insan koşar ve bir havlu veya bezle kanı temizler. Bunu yaparken göze basınç yaparsa gözün boşalmasına neden olur. Lütfen bunu yapmayın. Kesik bir gözün yakınını silmeyin veya bastırmayın. Hastanın gözünü silmesine izin vermeyin.
Penetran bir göz yaralanmasında en doğru ilk yardım göz ve kapaklara bası yapılmamasıdır. Mümkünse bir kapakla göz kapatılmalıdır. Kâğıt bir fincanın yarısını kesip kenarlarını aşağıya doğru kestikten sonra yanlara doğru açarak bir kapak yapılabilir.
Tüm izciler kanayan bir yaraya baskı uygulayarak kanamanın durdurulduğunu bilir. Bu doğrudur ama göz için değil. Kanayacak kadar kötü yaralanmış bir gözü böyle bir basınç mahveder. Bırakın kanasın! Bir süre sonra duracaktır ve kanama hastanın ölümüne yol açmaz. Tabii ki, tüm delici yaralanmalar acil müdahale gerektirir. Bunlar ciddi, acil durumlardır.
Gözün çizilmesi veya göze toz girmesi
Herkesin gözüne sinek veya toz parçası kaçmıştır. En önemlisi gözün içine bir şey kaçınca ovuşturulmamasıdır. Çünkü yabancı cismin korneayı çizmesine yardımcı olabilir.
Genellikle irrite gözün sulanması yabancı cismin yıkanarak uzaklaşmasını sağlar. Göz kırpma da yardımcı olur. Bunlar işe yaramazsa ilk yardım gerekir. İlk yardımı yapan kişi göz içinde yabancı cismin yerini tayin etmelidir. Tedavi açısından, partikül gözün saydam veya beyaz kısmı üzerinde olabilir. Her ikisi için farklı tedavi gerekir.
Kornea içine gömülmüş bir toz parçasına ilk yardımı yapan kişi dokunmamalıdır. Kırpma ile çıkmayacak kadar gömülmüş ise çıkarılması için lokal anestetik gerekir. Kornea dokunmaya ve ağrıya çok hassastır. Ayrıca böyle bir yabancı cisim yüzeyi bozarak enfeksiyon eğilimini arttırır.
İnfeksiyon riski antibiyotik tedavisi ile azaltılabilir. Bu nedenle, önemli bir çizik veya gömülü bir yabancı cisim olan bir kornea doktor tarafından görülmelidir. Kornea enfeksiyonları görme kaybına yol açan yoğun zararlar bırakır.
Toz gözün beyaz kısmında ise (konjonktüre) problemi doktora ihtiyacınız olmadan çözebilirsiniz. Konjonktüre enfeksiyona çok dayanıklıdır ve küçük çizikler ciddi hasara yol açmaz. Tüm yapmanız gereken bir kağıt ve bez parçasını kıvırıp ucuyla yabancı cismi silerek almanızdır. Bu fazla bir acıya neden olmaz. Partikül alınır alınmaz batma hissi kaybolmalıdır. Siz alt kapağı aşağı çekerken hasta yukarı bakarak size yardımcı olabilir. Bu pozisyon konjonktürenin tüm alt kısmını görmenizi sağlar.
Yer çekimi nedeniyle göze giren şeylerin çoğu konjonktüre alt yarısına yerleşir. Bazen partikül gözün üst yarısındadır. Bunları almak daha güçtür. Üst kapağı yukarı çekerken hastaya aşağı bakmasını söyleyin. Bazen yabancı cisim kapağın orta yüzündedir. Bunu almak için kapak ters çevrilmelidir. Göz hala batmaya devam ediyor ve siz de problemi göremiyorsanız bir doktora göstermek gerekir.
Hasta bir metal üstüne metalle vuruyorken yabancı cisim gözüne fırladı ise küçük bir çelik parçası gözü delerek içeri girmiş olabilir. Böyle bir yaralanma yüzeyde görülemeyebilir. Bazen hemen hemen hiç ağrı olmaz. Bu tip yaralanmalarda dikkatli olun. Koruyucu gözlük takmadan böyle bir iş yapmayın.
Morarmış göz
Kapaklardaki gevşek dokular içine kanama olduğunda göz morarır. Cilt altında kanama siyah veya mavi görülür. Kapak dokusu gevşek olduğundan kanama kapakları çevirir. Alın, burun ve yanak derisi sıkı olduğundan bu kısımlara kan gitmez. Bu nedenle, morarmış göz bir kan damarı yırtılacak kadar sert bir travma olduğunun göstergesidir.
Birçok travma göze hasar vermez çünkü göz kemik cep içinde korunmaktadır. Ancak mor göz kesinlikle bir travma olduğunu ve gözün de yaralanmış olabileceğini düşündürür. Görmeniz bulanıklaştı ise doktora gitmelisiniz. Bu durumlarda bulanık görme göz içine kanama olduğunu ifade eder. Böyle bir göze ilk yardım eskiden beri soğuk bir biftek parçasının göz üzerine konmasıdır. Ancak bunun pek faydası olmaz ve et pahalı.
Göz problemleri konusunda kime başvurmalısınız?
Günümüzde o kadar çeşitli sağlık personeli vardır ki insanın kafası karışır.
1. Medikal doktor (MD). Antibiyotikler, anestetikler, alerji tedavisi ve diğer tıbbi bakım konusunda eğitilmiş ve tecrübe kazanmıştır. Ameliyat yapar, yaralanmaların ve kanserin teşhisini koyar ve genellikle bilgisi iyidir. Pratisyenlerin çoğu küçük göz problemlerinin çoğunu tedavi edebilir.
2. Oftalmolog göz konusunda ihtisas yapmış bir doktordur. Göz problemlerinin tedavisi konusunda yılların tecrübesine sahiptir ve herhangi bir göz probleminiz için başvurabilirsiniz. Bu alanda en iyi eksperttir.
3. Optisyen gözlük verir. Uygun cam için gözünüzün ölçümünü bile yapmaz. Yaptığı iş yalnızca oftalmolog ve optometrist tarafından önerilen uygun camı sizin için en uygun gözlük çerçevesine yerleştirmektir.
4. Optometrist gözlük camı için gözünüzün ölçümünü yapar. Ya uygun cam derecesinin reçetesini verir ya da kendisi gözlüğü sizin için hazırlar. Tıbbi eğitim almamıştır.
Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejeneresansı)
22 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Göz Sağlığı
70 yaş üstü nüfusun, yaklaşık 1/3’ünü etkileyen ve görmeyi birkaç metreden parmak sayma seviyesine kadar düşüren bir rahatsızlıktır. Her ne kadar, tamamen körlük yapmasa da görme, yasal olarak körlük sayılabilir bir seviyeye iner ve hastalar baktığı noktayı göremez hale gelir, yani karşısında duran bir şahsın yüzünü göremez ama kolunu bacağını görebilir.
Bu tür hastalar tek başına sokağa pek çıkamaz. Evde kendi işlerini görebilirler ama yine de bazı işleri yapmada başkalarından yardım almak zorunda kalırlar. Göremedikleri için okuyamaz ve yazamazlar.
Bu rahatsızlık, kuru ve yaş tip olmak üzere iki çeşit olarak gözlenir. Kuru tip, bu tür hastaların %80-85‘inde görülür ve görme yavaş yavaş ve seneler süren bir periyotta azalır. Bu hastalara tedavi olarak koruyucu, antioksidan haplar önerilir.
Diğer yaş tipte ise, görme noktasında kanama ve ödem gelişir ve görmeyi hızla düşürür. Günümüzde tedavi ettiğimiz, bu yaş tip sarı nokta dejeneresansı gösteren hastalardır.
2000’li yıllara kadar bu hastalıkta biz göz hekimleri, bu tür hastalara tedavi konusunda pek yardımcı olamıyorduk ama 2000’li yıllardan sonra, günümüze kadar çeşitli tedavi yöntemleri gelişmeye başladı.
Öncelikle fotodinamik tedavi (hastaya damardan ilaç vererek laser uygulaması) ile başlayan bu gelişmeler, sırasıyla göz içine injekte edilen bazı maddelerin uygulanmasıyla günümüze kadar gelişerek devam etti. Son olarak birkaç ay önce Türkiye’ye gelen ve hastalara uygulama fırsatı bulduğumuz, tüm dünyada uygulanan ilaç dışında, halen hızla devam eden sayısız araştırmalar, sorunun yakın gelecekte çok daha etkili ilaçların ve yöntemlerin bulunmasıyla bu rahatsızlıktan kör olma olasılığı, minimum seviyeye inecektir.Kesin olarak, nedeni belli olmayan ama heredite ve metabolizma bozukluğunun en önemli etken olarak düşündüğümüz bu hastalıkta, erken yaşta yapılacak tetkiklerle, gelecekte bu rahatsızlığa yakalanacak kişiler tespit edilip, gen veya başka tedavi metotları ile hastalık ortaya çıkmadan tedavi edilebilecektir.
Çocukta gözlük kullanımının önemi
22 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Göz Sağlığı
Hayattaki en değerli varlıklarımız çocuklarımızdır. Onların sağlıklı bir hayat sürdürmeleri için ailelerin yapamayacağı şey yoktur. Fakat bazen ihmalden, bazen bilgi eksikliğinden dolayı sonradan telafi edilemeyecek sorunlarla karşılaşılabilir. Bu sebeple hiç sorun olmasa bile çocuklar ilk doğduklarında, 6 aylıkken ve okula başlamadan önce bir göz doktoru tarafından muayene edilmelidirler.
En ufak şüphede ise hangi yaşta olursa olsun hemen göz doktoruna başvurulmalıdır. Çünkü çocuklarda, önemsiz sanılan veya çevrenin etkisinde kalarak büyüdüğünde düzeleceği düşünülerek ihmal edilen bazı göz hastalıkları olabilir. Bunu komşular veya başka branş doktorları tespit edemez. Bunun tanısını koyacak kişi göz doktorudur.
Bebeklerde görülebilen hastalıklar katarakt, kanjonktivit, kornea hastalıkları, glokom, göz tümörleri, prematüre retinopatisi ve gözyaşı kanal tıkanıklıklarıdır.
En sık rastlanan çocukluk çağı göz hastalıkları görme kusurları, şaşılık ve göz tembelliğidir. Bu hastalıklar özellikle erken teşhis edildiğinde başarı ile tedavi edilebilir
Şaşılık ve göz tembelliğinde bebeklikte gözlük kullanımı önemli rol oynamaktadır. Bu sebeple eğer çocukta baş ağrısı, göz yorgunluğu, yakını veya uzağı iyi görememe, TV’yi yakından seyretme, gözleri kısma veya kırpıştırma, başı omuza eğme veya çeneyi kaldırma gibi şikayetler varsa mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır.
Bu gibi şikâyetler çocukta hipermetrop, miyop, astigmat gibi görme kusurlarını düşündürür. Muayene sonrası göz doktoru gerekli görürse yaş ne olursa olsun hemen gözlük kullanımına başlanmalıdır.
Aileler genellikle gözlük kullanımından kaçınırlar, ihmal ederler veya çocuk gözlük kullanmak istemezse uğraşmazlar. Oysa bu yaşlarda gözlük kullanmak ileride oluşabilecek göz tembelliği ve şaşılık durumlarını tamamen ortadan kaldırabilir veya hafifletebilir.Unutulmaması gereken önemli nokta ise; görmenin gelişmesi en hızlı şekilde 0-2 yaş arasında oluşmaktadır ve 2-6 yaş arasında oluşan görme toplam görmenin %95’ini oluşturur. Bu yüzden çocukluk döneminde gözlük kullanımına gereken önem verilmelidir.
Excimer laser ile kornea refraksiyon cerrahisi
22 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Göz Sağlığı
Refraksiyon kusurları başlığı altında miyopi (uzağı görememe), hipermetropi (yakını görememe), ve astigmat (görüntü eksenlerinin tam çakışmaması) sıralanabilir. Bu görme kusurlarının ortak özelliği gözlük veya kontakt lens ile daha iyi bir görüşe ulaşılabilir olmasıdır.
Bu yazıda konumuz olan laser refraksiyon cerrahisi; gözlük veya kontakt lense bağımlılığı ortadan kaldırmak için uygulanmaktadır. Odaklanmadaki sorun korneanın laser ile traşlanması yoluyla düzeltilmektedir.
Excimer Laser, göz hastalıklarının tedavisinde kullanılan birkaç çeşit laserden bir tanesidir. Özelliği herhangi bir doku ısınması veya komşu doku zedelenmesi olmaksızın hedef dokuda, planlandığı şekilde çok hassas bir şekilde doku traşlaması yapmasıdır. Mikron düzeyinde hassasiyetle çalışan ve son derece güvenli bir teknolojidir. Modern excimer laser cihazlarının vazgeçilmez özelliklerinden birisi de laser uygulaması esnasında göz hareketlerine kilitlenerek hep doğru eksene tedaviyi yönlendirmesidir.
LASIK yöntemi, excimer laser uygulamalarının en sık ve popüler şeklidir. Bu uygulamada, öncelikle korneanın yaklaşık %20’si kalınlığında flep olarak adlandırılan bir kapakçık mikrokeratom denen çok gelişmiş cihaz yardımıyla hazırlanır. Bu kapakçığın gerisindeki stroma denen korneanın ana tabakasına laserle düzeltme yapılır. Flebin yerine yayılarak yerleştirilmesi sonrasında yaklaşık yarım 5-6 saatlik bir rahatsızlık dönemi sonrası göz rahatlar. Bu dönemdeki batma, sulanma, ışık hassasiyeti gibi şikâyetler geçince rahatça bakan ve gözlüksüz görebilen bir gözle yeni bir hayat başlar
LASEK ve PRK olarak adlandırılan yüzey laser yöntemlerinde de; aynı laser traşlaması, kapakçık hazırlanmadan, kornea yüzeyindeki, epitel denen, ön yenilenebilir hücre katmanının ardına uygulanır. Bu yöntemde iyileşme süreci 2-4 gün ve şikayetler daha yoğundur. Ancak korneanın doku bütünlüğüne daha az etki oluştuğu için özellikle ince kornealarda tercih edilen, çok güvenli bir uygulamadır.
Wavefront inceleme, gözün odaklanma sisteminin ayrıntılı olarak değerlendirilmesidir. Bu ölçüme göre, kişiye özel tedavi şeması planlanır ve excimer laser ile LASIK veya yüzey laser uygulamalarıyla düzeltme yapılır. Bu yöntemin en bariz avantajı daha nitelikli görüş ve özellikle de laser uygulanan bazı gözlerdeki gece görme ve ışık dağılması şikâyetlerinin olmamasıdır.
Tüm bu uygulamaların, ancak; gözlük gereksinimi dışında başka sorunu olmayan sağlıklı gözlerde ve yapılan topografik ölçümlere göre kornea yapısı lasere uygun bulunan kişilerde olabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca göz numarasının ilerlemesinin durmuş olası en temel kurallardandır. Laser tedavisi eğer uygun kişilerde uygulanırsa güvenli, etkili ve başarılı bir yöntemdir. Bu kararın verilmesi de ayrıntılı bir muayene ve değerlendirme ile mümkündür.
Göz alejisi, nedenleri ve tedavisi
22 Mart 2010 Yazan admin
Kategori Genel Sağlık, Göz Sağlığı
Çevreyle direkt teması eden gözler, alerjik hastalıklara daha sık meyil gösteren bir organdır. Göz alerjileri; gözde yanma, batma, kaşıntı, çapaklanma, kızarıklık, sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve görme bozukluğu meydana getirebilir. İleri alerji formlarında gözün beyaz kısmında yapışıklıklar dahi olabilir.
İnsanların yaklaşık % 15′inde bir veya birkaç çeşidi görülen alerji ile çevremizde çok sık karşılaşıyoruz.
Meydana gelen rahatsızlık insanların performansını etkilediği gibi enfeksiyonlara yatkınlığı artırır, kontakt lens kullanımını zorlaştırır ve daimi bir huzursuzluk kaynağı oluşturur. Göz alerjileri gözün yüzey dokularını ilgilendirir. Bunlar göz kapağı cildi, göz kapaklarının ve gözün beyaz yüzeyini örten ince konjunktiva isimli zar ve kornea dediğimiz saydam tabakadır.
Beş değişik göz alerjisi tanımlanmıştır:
- Mevsimsel ve mevsimsel olmayan alerjik konjunktivit,
- Bahar keratokonjunktiviti,
- Atopik keratokonjunktivit,
- Dev papiller konjunktivit,
- Temas göz alerjisi.
- Mevsimsel alerjik konjunktivit
Mevsimsel alerjik konjunktivit (saman nezlesi) göz alerjilerinin yaklaşık olarak yarısını teşkil eder. Her iki gözde kaşıntı, sulanma ve yanma ile başlar. Bu şikâyetlere genellikle burundaki alerji eklenir. Göz kapaklarında şişlik, gözün beyaz tabakasında kabarıklıklar, su toplaması ve kızarıklık görülür.
Mevsimsel alerjiye neden olan etkenler genellikle polenler iken mevsimsel olmayan alerjiye neden olan etkenler yıl boyu karşılaşabildiğimiz ev tozu zerreleri ve hayvan atıklarıdır.
- Bahar keratokonjunktiviti
Bahar keratokonjunktiviti nadir görülür, daha çok dünyanın sıcak ve kuru iklime sahip bölümlerinde rastlanır. İlkbaharda başlar ve yazın sonuna kadar devam eder. Çocuklarda ve gençlerde, ayrıca erkeklerde daha sıktır. Bu hastaların % 75′inde astım, atopik ekzema ve alerjik rinit gibi ek hastalıklara rastlanır. Sebep olan alerjen maddenin kesin olarak bilinmemesine rağmen polenlerin ortaya çıkarıyor olabileceği sanılmaktadır. Hastaların ilk şikâyeti yoğun kaşıntıdır. Sonra ışığa karşı hassasiyet artışı, yanma, yabancı cisim hissi ve bulanık görme meydana gelir.
Gözde kızarıklık, göz kapağında düşüklük, gözde beyaz çapak artışı ve gözlerin kısılması izlenebilir. Tipik bulgusu üst kapağı örten zarda kaldırım taşı gibi kabarıklıkların oluşmasıdır. Bu kabarıklıklara gözün renkli kısmının hemen kenarında da rastlanabilir. İleri formlarında korneada ülser oluşabilir. Genellikle 5-10 yıl kadar sürer.
- Atopik keratokonjunktivit
Atopik keratokonjunktivit körlük riski taşıyan bir alerji çeşididir. Daha çok erişkinlerde görülür ve astım, nezle, atopik dermatit ve yiyecek alerjisi gibi durumlara eşlik edebilir. Hastanın yakınlarında da bu hastalıklara rastlanabilir. Bu alerji yıllarca sürebilir.
Başlangıcı bahar konjunktiviti gibi olmakla beraber oluşturduğu yara dokusu kapak iç kısımlarında yapışıklıklar yapabilir, kapak yapısını bozabilir, kapakların içe veya dışa dönmesine ve kirpiklerin göze batmasına neden olabilir. Korneada meydana gelen tutulum damar oluşumu tarzında olur ve ileride gerekebilecek olan bir keratoplastinin (ölü gözünden hasta gözüne kornea nakli) başarısını azaltabilir. Ayrıca bu hastalarda herpes simpleks, keratokonus, retina dekolmanı ve kapak iltihabı şansı fazladır.
- Dev papiller konjunktivit
Dev papiller konjunktivit geçmişte kontakt lenslere, kontakt lens solüsyonlarına, bu solüsyonlardaki koruyucu maddelere ve göz damlalarına bağlı bir alerji veya uyumsuzluk olarak görülürdü. Günümüzde daha az görülmektedir.
Bazen göz protezleri, kullanılan dikişler ve kontakt lens üzerinde biriken alerjen maddeler de bu tip alerjiyi meydana getirebilir. Hastaların gözünde yoğun kaşıntı ve kontakt lens kullanımına uyumsuzlukla başlar. Göz kapaklarının altında papilla denilen büyük kabarıklıklar görülür. Korneada kesafet ve görme bulanıklığı meydana getirebilir.
- Temas göz alerjisi
Temas göz alerjisi ilaçlara, ilaçların içindeki koruyucu maddelere veya makyaj ürünlerine karşı gelişebilir. İleri dönemlerinde göz yaşı kanalında tıkanıklık, konjunktivada skarlaşma ve korneada damarlanma meydana getirebilir.
Göz alerjisinin tanısı
Alerjik göz hastalıklarının tanısı hastadan alınacak hikâye üzerine inşa edilecek muayene ve laboratuar incelemeleri ile konur. Kırmızı göz oluşturan pek çok durum göz alerjisini taklit edebilir ve doğru tanı için iyi bir göz muayenesi gerekir. Muayenede göz kapakları, göz yüzeyini örten konjunktiva isimli zar, bezlerin açıldığı bölümler, kirpikler ve kornea dikkatle incelenir. Bazen göz kapaklarının ters çevrilerek arka yüzeyinin incelenmesi gerekebilir.
Bazı mikrobik hastalıklar, sebebi bilinmeyen iltihabi durumlar, göz kapağı iltihapları, bazı cilt hastalıklarının göz bulguları, kuru göz hastalığı, gözün bağ ve damar tabakasının iltihabi hastalıkları, böcek ısırıkları, kirpik diplerine yerleşen bitler göz alerjisini taklit eden bir tablo meydana getirebilir. Tanısal test olarak alerjen maddenin bulunması, gözyaşında ve kanda bazı maddelere bakılması yardımcı olsa da en fazla bilgi muayeneden elde edilir.
Göz alerjisinin tedavisi
Alerjinin tedavisinde en önemli yapılması gereken şey alerjen madde tespit edilebiliyorsa mümkün olduğu sürece ondan kaçınmaktır. Gözdeki şikâyetlerin rahatlatılması açısından soğuk uygulama ve suni gözyaşı ilaçları faydalı olabilir. Çoğunlukla da antihistaminik ilaçlara, damarları büzen ilaçlara, alerjik şikâyetleri ortaya çıkaran hücreleri dengeleyici ilaçlara, iltihap giderici ilaçlara ve kortizonlu ilaçlara ihtiyaç duy

